Kant’ın Etik ve Estetik Anlayışı

Etik anlayışı; evrendeki her şeyin bir neden-sonuç ilişkisi içinde olmadığını, belli bir şeyle belirlenmediğinin, insanın tercihinin ve ödevlerinin olduğunu savunmuştur. Ona göre “ödev ahlakı” diye bir anlayış bulunmaktadır. Ahlak anlayışının temelini de bu oluşturmaktadır. Kant’ a göre insanın yapmış olduğu bir eylemin iyi olabilmesi için koşulsuz bir şekilde ödevden kaynaklanması gerekmektedir. Çünkü sadece ödevin belirlemiş olduğu istenç iyidir. Kant, kişinin bu görevi ödev olduğundan dolayı yapmasından değil, bu eylemin mecburi olduğunu kabul etmesinden ve eylemini bu sebeple gerçekleştirmesinden ahlaklı sayılmaktadır. Bir davranışı gerçekleştirmeden önce kişi, bu davranıştaki kuralın tüm insanlar tarafından kabul edilir olup olmadığına bakmalıdır. Böylece irade, kendi kendini gerçekleştiren bir gerekçe olacaktır. O, kişinin ahlaki davranışlarında başka insanları araç olarak değil amaç olarak görmesi gerektiğini savunmaktadır. Kant’a göre iki durum söz konusudur; ilkinde eğer yapacağım davranışta bir mecburiyet yoksa ben o eylemi isteğim doğrultusunda yaparım eğer bir mecburiyet varsa bu da benim ödevimdir. Kısacası onun ahlak anlayışı, yapılan iş ödeve olan saygıdan dolayı yapılmalıdır, ahlaklı bir kişi de bu davranışı ödevden dolayı yapmaktadır.

Estetik anlayışı; güzel ve yüce kavramlarını incelemiştir. Kant’a göre ilk olarak güzel olarak ifadeleşmiş nesneleri çözümlemek gerektiğini söylemektedir. Çözümlemek olarak bahsedilen konu ise, güzel bir nesnenin yol açtığı duygu ile nesnenin güzel olduğu kararının ifadesi olan beğeni yargısı arasındaki bağıntıların belirlenmesidir. Beğeni, hiçbir karşılık beklemeden bir şeyden hoşlanma ya da hoşlanmama konusunda karar verme yetisidir, özneldir. Hoşlanılan şeye güzel denmektedir. Beğeni de hiçbir karşılık beklentisi içinde değildir. Ona göre estetik bilişsel ve ahlaki yargılardan tamamen bağımsızdır. Kant estetik kavramının araçsallaştırılmasına karşı çıkmaktadır. Yararlı kavramında bir şeye duyulan istekte çıkar gizlidir fakat güzele duyulan duyguda karşılık beklenmemektedir. İyi kavramı da aynı şekilde kendisi için istenir ve gerçekleştirilmesi beklenirken, güzel de sadece kendisi için istenmektedir. Estetik bir duyguda bilgi bulunmamaktadır çünkü onda, apriori denilen yargılar bulunmaktadır. Ona göre sadece beğeni yargıları zorunludur. Yüce kavramında ise, olağandan daha büyük olan bir şey için kullanılır. Seyreden kişinin kendisinden kaynaklanmaktadır. Kendinde olanı yansıtarak o nesneye nitelik kazandırmakta ve ondan haz almaktadır. Ona göre insanın doğa ile sanatta keşfettiği güzellik akılsal idelerin duyulur içinde parıldamalarından ibarettir.

You may also like...

Bir cevap yazın