Descartes, Spinoza ve Leibniz’in Töze Dair Görüşleri

Töz; var olabilmek için kendinden başka hiçbir şeyi gerektirmeyen şey demektir. Descartes’ e göre töz, hem Tanrı’ya hem de yaratılmışlarda bulunmaktadır. Ona göre biz tözleri değil, yüklemlerini algılamaktayız. İnsan, hem düşünen hem de cisimsel olmak üzere iki ayrı tözden oluşmaktadır.

Yani ruhu ben i ve bedeni ayrı tanımlamaktadır. Benliğin ‘düşünen, yalın ve ölümsüz bir töz olduğu görüşünü ilk ortaya atan Descartes’tır. Benliğin mahiyetine ilişkin bu bilgiye rasyonel bir sezgi ile ulaşılabileceğini öne sürerek bu bilgiyi diğer bilgilerden ayırmıştır. Ona göre bu bilgi kesin bir bilgidir. Ona göre her şeyden kuşku duysak bile kendi varlığımızdan kuşku duyamayız. Hatta eğer kuşku duyuyorsak bunun bile onun varlığına bir delil olduğunu savunur. Özne ile nesnenin aynı olmasında dolayı kesinlik vardır. Benin özne olması kendi sezgisel bilgisine ulaşması demektir. Onun bu görüşleri diğer iki filozof tarafından da paylaşılmıştır. Spinoza ve Leibniz’e göre de benliğimizin varlığına ve mahiyetine ilişkin bilgimiz, rasyonel bir sezgiden başka bir şey değildir. Leibniz tözü monad yani görgüleri oluşturan yalın şeyler olarak tanımlamıştır.

Monadlar, yaradılış ile varoldukları için ortadan kaldırma ile yok olacaklardır. Sonsuz olmalarına rağmen bir çok bireysel tözün olduğunu savunur.  Spinoza ise tözü, kendinde olup kendisi yoluyla kavranabilir olan varlığı ifade etmekte, Tanrı ya da doğa olarak tek ve sonsuz nedensel tözden bahsetmektedir. Töz, çok olamaz, tektir. Tözü başka bir şey tarafından meydana getirilemez Bu sebeple Spinoza Tanrı’nın varlığının inkar edilemeyeceğini söyler. Fakat ruhun mahiyeti konusunda farklı görüşleri bulunmaktadır. Descartes’te ruh kendi başına varolabilen bir töz iken Spinoza’da ruh ya da ben, kendi başına varolan bir töz olmayıp tek töz olan Tanrı’nın özelliklerinden biri olan düşünmenin bir modundan ibarettir. Spinoza’ya göre Tanrı’nın sonsuz nitelikleri vardır, ama biz ancak onlardan iki tanesini biliriz; düşünmek ve yer kaplamadır. Spinoza’ya göre Tanrı’nın bir niteliği olan düşünmek sonsuz iken onun değişik modları olan ruhlar sınırlı olup zaman içerisinde yer alırlar. Spinoza’ya göre benlik, Tanrısal bilincin belli bir modudur. Leibnizin monad adını verdiği tinsel varlıklar bulunur ve madde evrenin asli bir unsuru olmayıp görünüşler alemine ait bir fenomendir. Leibniz benlik bilgisinin bir sezgi olduğunu öne sürer. Leibniz’e göre varlıklar arasında bilincin yanısıra ben bilincine sahip olan tek varlık insandır. Yani ona göre insanlarda bene karşılık gelen bir özbilinç bulunmaktadır.

You may also like...

Bir cevap yazın